YAŞANACAK ASIL HAYAT AHİRETTEDİR

 



Ahiret hayatının varlığını kavrayamayan kimselerin ortak özelliği, dünyada tüm isteklerini karşılayabilecek imkanlara sahip olduklarını düşünmeleridir. Gaflet içindeki bu kişiler, dünya nimetlerine sahip olmak için birbirleriyle neredeyse yarışır şekilde bir çaba harcarlar. Fakat yarışarak elde ettikleri bütün bu değerler onları, sandıkları gibi mutlu edip, sıkıntıdan uzak bir hayat yaşamalarını sağlamaz. Çünkü dünya hayatında sahip olunan herşey eskiyip çürür, bozulup yok olur. Bu nedenle gaflet içindeki insanlar, sevdikleri ve değer verdikleri şeylere zarar geleceği korkusuyla sürekli tedirgin bir halde yaşarlar. Kendilerine kısa bir süre dışında hiçbir yarar sağlamayacak bu değerlere karşı insanlar Kuran'da şöyle uyarılırlar:

"Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır." (Al-i İmran Suresi, 14)

Bu dünyanın geçiciliğinin farkına varmak insanın gafletten kurtulmasını sağlar. Böyle bir kişi, dünya nimetlerine duyduğu tutkulu isteklerden arınır. Asıl nimetlerin ahirette bulunduğunu kavrayarak Yüce Rabbimiz'in rızasını ve sonsuz güzellikteki cennet nimetlerini kazanmaya yönelir. Müminlerin, asıl hedefi zaten Allah (cc)’tan bir hoşnutluğa, mağfirete ve cennete kavuşabilmektir. Yüce Allah (cc) Kuran'da bu gerçekleri kavrayarak Kendisi’ne yönelenleri Kuran’da cennetle müjdelemiş, onlar için ahirette güzel bir yaşam hazırladığını bildirmiştir:

"Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır." (Al-i İmran Suresi, 133)

Büyük İslam alimi İmam Gazali Hazretleri de dünyada yapılan salih amellerin ahirette alacağı karşılığı ve dünya hayatının yaratılışındakı bazı hikmetleri İhya’u Ulum’id-Din adlı eserinde şöyle anlatmıştır:

Gönül adamları dünyanın, ahiretin tarlası olduğunu anlamışlardır. Kalp tarla, iman da oraya atılan tohum gibidir. Taatlar (ibadetler, yerine getirilen Allah’ın emirleri) ise toprağı sürmek, temizlemek ve orada arklar açarak suyu kalp ekeneğine (tarlasına) akıtmak mesabesindedir (sevabı, derecesindedir). Dünyaya meyleden, ona bağlanan gönül de, tohumun bitmediği çorak topraklara benzer. Kıyamet günü de ürün alma mevsimidir. Herkes ektiği mahsulü alacak, iman tohumundan başka hiçbir şey yetişmeyecektir. Çorak araziye atılan tohumun bitmemesi gibi, kötü kalp ve kötü ahlakla bulunan iman da pek az fayda verir. Öyle ise kulun mağfiret umudu ekin sahibinin umudu ile mukayese edilmelidir. (İhya’u Ulum’id-Din, 4. Cilt, İmam Gazali, s. 289)

Dünya hayatının gerçeğini kavrayarak ahirete iman edenler Allah (cc)’ın insanlar için deneme olarak yarattığı dünyada salih bir yaşam sürmek için çaba gösterir, hayatlarının her döneminde Kuran ahlakına uygun bir hayat yaşamaya dikkat ederler. . .